
9 Eylül 2010 Perşembe
25 Mayıs 2010 Salı
sen ve ben...
Köklü bir camia ve teknik direktörü gibiydik..
Alakasız bir zamanda , alakasız bi yerde başlamıştı hikayemiz. Ajanslara son dakika haberi diye düşmüştük. İşin komiği kontratlarımız bile devam ediyordu. İstanbul'dan uzak bir yerde el sıkışılmıştı işte. Kafa yapıları uymuştu , leb demeden "çorumun yeraltı kaynakları" ile ilgili sohbet eder olmuştuk.
O da 4-4-2 den hoşlanıyordu ben de , her maçım üst bitsin istiyordum , sıkılmıştım 1-0 , 1-0 maç kazanmaktan.
Fifa'lara verildik , Cas'lara gidildi , bir sürü tazminat ödedik ( maneviler daha çok) ama mutluyduk. Birlikteliğin sinerjisi takıma da yansımıştı , Kolej takımı gibiydi aşkımız.
İlk sene şampiyonluk , 100 gol barajı aşılmış , Şampiyonlar Ligi'nde gidebildiğimiz yere kadar gitmiştik.
2. sene...3.sene
Neden böyle olmuştu. Bir hafta 1-0 , diğerinde 2-2- , öbür hafta 0-4 ..Sonra 4 hafta maça çıkmıyorduk , hükmen mağlup oluyorduk bile bile..
Hani Başkan takımı yalnız bırakır ya deplasmanda , ya da yönetim kurulu. Öyle oluyordu. Tatsız tutsuz maçlar , yabancıydık birbirimize.. Ve bilerek kırmızı kart görüyorduk noel tatili öncesi.
Artık eski teknik direktörler özlenmeye başlamıştı. Haber yolluyorduk menajerler aracılığı ile..
Ve birgün bavulu toplayıp gitti..Hiç bir foto muhabirini yollamadım , hiç bir seyirci grubu hoşçakal demedi.
Her gün u.e.f.a.com a girip bakıyorum bir haber var mı diye?
En iyisi futbolu bırakmak artık. Bodrum'daki yazlığıma çekilip , TV8'e çıkmak istiyorum yazları , omzumda papağanımla..
Alakasız bir zamanda , alakasız bi yerde başlamıştı hikayemiz. Ajanslara son dakika haberi diye düşmüştük. İşin komiği kontratlarımız bile devam ediyordu. İstanbul'dan uzak bir yerde el sıkışılmıştı işte. Kafa yapıları uymuştu , leb demeden "çorumun yeraltı kaynakları" ile ilgili sohbet eder olmuştuk.
O da 4-4-2 den hoşlanıyordu ben de , her maçım üst bitsin istiyordum , sıkılmıştım 1-0 , 1-0 maç kazanmaktan.
Fifa'lara verildik , Cas'lara gidildi , bir sürü tazminat ödedik ( maneviler daha çok) ama mutluyduk. Birlikteliğin sinerjisi takıma da yansımıştı , Kolej takımı gibiydi aşkımız.
İlk sene şampiyonluk , 100 gol barajı aşılmış , Şampiyonlar Ligi'nde gidebildiğimiz yere kadar gitmiştik.
2. sene...3.sene
Neden böyle olmuştu. Bir hafta 1-0 , diğerinde 2-2- , öbür hafta 0-4 ..Sonra 4 hafta maça çıkmıyorduk , hükmen mağlup oluyorduk bile bile..
Hani Başkan takımı yalnız bırakır ya deplasmanda , ya da yönetim kurulu. Öyle oluyordu. Tatsız tutsuz maçlar , yabancıydık birbirimize.. Ve bilerek kırmızı kart görüyorduk noel tatili öncesi.
Artık eski teknik direktörler özlenmeye başlamıştı. Haber yolluyorduk menajerler aracılığı ile..
Ve birgün bavulu toplayıp gitti..Hiç bir foto muhabirini yollamadım , hiç bir seyirci grubu hoşçakal demedi.
Her gün u.e.f.a.com a girip bakıyorum bir haber var mı diye?
En iyisi futbolu bırakmak artık. Bodrum'daki yazlığıma çekilip , TV8'e çıkmak istiyorum yazları , omzumda papağanımla..
18 Mayıs 2010 Salı
Allah'ım kaderimde anarşi ve protesto,
Antidepresanlar ve içi boş bir gardırop.
Ne de çok yer kaplıyor mesela Al Pacino,
Yardımın gerekiyor Kadıköy'deyim stop.
Allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
Alternatif referans potansiyel salvo yok,
Sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
Cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.
Allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin,
Kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
"Deplasmandır bu dünya" diyor albino şeyhim,
Plasebo yutturuyor bana depresif doktor.
Allah'ım kaderimden şikayetçi değilim,
Aksine bahtiyarım, evrende bana da rol
Verdiğin için şahsen, Allah'ım bizler senin
Falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.
Antidepresanlar ve içi boş bir gardırop.
Ne de çok yer kaplıyor mesela Al Pacino,
Yardımın gerekiyor Kadıköy'deyim stop.
Allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
Alternatif referans potansiyel salvo yok,
Sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
Cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.
Allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin,
Kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
"Deplasmandır bu dünya" diyor albino şeyhim,
Plasebo yutturuyor bana depresif doktor.
Allah'ım kaderimden şikayetçi değilim,
Aksine bahtiyarım, evrende bana da rol
Verdiğin için şahsen, Allah'ım bizler senin
Falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.
6 Mayıs 2010 Perşembe

Erlangen Belediye Başkanı Siegfried Balleis ile Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal'ın açılışını birlikte yaptığı Beşiktaş Meydanı'ndaki resmi törene, Nürnberg Başkonsolosu Ece Öztürk Çil, Beşiktaş Kaymakamı Saadettin Yücel ile çok sayıda Alman ve Türk vatandaş katıldı.
Resmi tören çerçevesinde Erlangen Türk Kültür Derneği tarafından düzenlenen folklor gösterisi ve bir okulun öğrenci korosu büyük ilgi gördü.
Beşiktaş Belediye Başkanı Ünal, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, "İki kent arasında 27 yıldan beri sürdürülen ilişki, kent merkezinde belediye binasının karşısındaki önemli bir alana Beşiktaş Meydanı adı verilmesi ile pekişti. Daha önce de bir belediye otobüsüne Beşiktaş adı verilmişti" dedi.
Erlangen kentinin üniversiteleri ile tanınan bir kent olduğunu ifade eden Ünal, Beşiktaş'ta kurulu bulunan BEŞ-ER (Beşiktaş-Erlangen) derneğinin benzerinin şimdi de ER-BEŞ (Erlangen-Beşiktaş) olarak Erlangen'de kurulduğunu, okullar arasındaki ilişkiler nedeniyle de Etiler Lisesinden de bir grup öğrencinin geldiğini söyledi.
Ünal, "Biz Beşiktaş olarak Türkiye'nin AB sürecine, kurduğumuz bu iyi ilişkiler ile katkıda bulunuyoruz. Burada yaşayan işadamlarımız, kültür dernekleri ve din temsilcileri ile, Türk çayı, simidi, baklavasıyla ve folkloruyla kendimizi tanıtıyoruz" diye konuştu.
Başkonsolos Çil ile eşine törene katıldıkları için teşekkür de eden Ünal, bugün kentte yapacağı bazı temasların ardından yarın İstanbul'a dönecek.
5 Mayıs 2010 Çarşamba
Her Kapak Tenceresini Bulur Mu?

Kopana kadar olan kiyameti anlattiginda her defasinda sasiriyorum yasadiklarina. Hep ayni seyleri nasil yasiyorsun diyorum. Benimkisi takinti diyor. Özünde hersey pek ala o ya da onlarin da idrak edebildigi, yasadigi gibi bir film gibi, su gibi akabiliyor ama hersey benim kurgumdan ibaret. Ben ne istersem o oluyor. Bunun icinde iken, kendim de cok kurulu bir hegomonya oldugunun farkina varamiyorum, her biten filmin salonundan cikan izleyici gibi ben de ayrildigim evleri, bitirdigim ilisikileri dönüp düsünüyorum, tekrar ve tekrar. Cok icerliyorum benden sonra serpilenlere, cok garibime gidiyor egilim degistirenleri görmek. Hepsi birer derstir diyenlerle hep dalga gectigimi sen de biliyorsun diyor. Ben birsey bilmiyorum, seni taniyamadim, taniyamiyorum da, üzülüyorum haline. Ne var halimde diyor. Baksana acik ve net kendin de itiraf ediyorsun bu tutku degil, ask degil, bu sevmek hic degil, sen takintiyi yasiyorsun. Güzel ama takinti diyor. Beni besliyor, ayakta tutuyor. O zaman kullanip atiyorsun. Hayir tam öyle degil, üstelik eger bir kullan-at varsa bu tek tarafli degil ki hayatta, herkes birbirini kullanip atiyor. Düsünsene hayatin bir tencere fabrikasi gibi oldugunu. Ürettim hatti o kadar paramparca ki, tencereleri ve kapaklari senkron üretmiyor. Ayri ayri üretip sonra kiminki hangisinin kapagi diye aranip duruyorlar. Gün de böyle degil mi, soluk da böyle alinmiyor mu, bir eşlenme, eşelenme süreci degil mi tüm bunlar. Tencerelerin yuvarlanip kapaklarinin bulundugunun zannedildigi yerde benimkisi sadece tüm kapaklari cevirip bakmak... Ne ben tencereyim, ne de bana uyan bir kapak yok zaten. Odalarda kapaksizim...
L'Instinct de Mort & L'Ennemi Public N°1

Ardi ardina izlemek icin 3,5 saate,
hayata dönmek icin 3,5 seneye ihtiyaciniz olacak...
- Nasıl hareketlerdi onlar? Terbiyen nerede?
- Ne terbiyesi?
- Arkadaşımın önünde kıç sallaman.
- Sana ucuz bir orospusundan başka ne diyebilirim ki.
- Nereden çıktı bu?
- Seni nereden aldığımı hatırlatmam mı gerekiyor?
- Beni satın mı aldın? Hiç kimse beni satın alamaz!
- Biraz parayla kim olsa alır.
- Sana satılık olmadığımı söyledim!
Asla satın alınmayacağım! Bana biraz olsun değer verseydin böyle konuşmazdın.
- Saygıdan mı bahsediyorsun? Gel buraya!
Saygıdan bahsederken arkadaşımın önünde bir orospu gibi davranıyorsun.
- Ne arkadaşı?
- Kapa çeneni! Beni dinle.
Hapishanede benimleydi. Hapishanede! Bu yeterli.
- François arkadaşındı ama son karar hep senindi. Yalnız olmanın sebebi bu!
Sonun bu... Yapayalnız!
- Neden? Beni terk etmek mi istiyorsun?
- Sen neden bahsediyorsun?
- Sylvia, artık beni sevmiyor musun?
- Beni yalnız bırak.
- Artık beni sevmiyor musun?
- Buradan gitmemizi istiyorum. Gitmemizi.
- Gideceğiz, tatlım.
- Hep yalan söylüyorsun.
- Hayır.
- Hiçbir yere gitmeyeceğiz, seni öldürecekler. Öldürüleceksin.
- Hayır, kimse ölmeyecek.
- Söz ver.
- Söz veriyorum, kimse ölmeyecek.
Supermarket Günlüğü
kos kos cabuk firina.. ekmek kalmiyor sonra
- ne acelen var ya
- ya kalmiyor baget, aliyorlar hemen
- gecen gun sordum bunlara gunde kac kere baget cikariyorsunuz, saatini verin o saatte gelelim diye
- baska isin mi yok, baget saatini mi kovalicaz
- haytayiz nasil olsa
- eet maksadimiz guzel ve taze ekmek yemek
- al bak yine yok baget maget faget fagot
- ohhh shit...
- köy ekmegi yardiralim
- yardiralim, icine de antep peyniri... ince dilim... ohhhh
***
- meyveleri mumla parlatiyorlar
- ondan böyle parlak gözüküyor degil mi
- gecen sefer sordugumda bu ithal gelen elmalari disarda bole yapiyorlarmis, adam soyledi
- salliyordur
- elma, armut, sikma portakal... hadi bos durma
- sikma portakal olayina noktayi koyuyorum, artik ugrasamicam kes, sık, posayi temizle, sikma aletini temizle... bu ne lan
- eee napicaz, kis vitamini, mikrop, saglik...
- pfanner'in sikma portakali var hazir. gavur yapmis, yorma kendini
- kan portakaliiiiiiii
****
- meyva mi, meyve mi?
- makine mi? makina mi?
- le le le sakine niye gittin tütüne bence.
- arka reyonda kadini duydun mu?
- ne diyor?
- "eaaaaa şeyyyy bana bir peaaaşşşiun furuviiiiiii juysssss"
- ne diyor bu be
- passion fruit suyu istiyormus
- o ne lan
- pesin förüyenin suyu cikmaz, iade edilmez: meyve galiba, meyva da olabilir
- onu birak da sen bu lime'in kilosu ne zaman düsücek...
- düsmez o, daha cok beklersin... izmir'de 4 liraymis kilosu, izmir'e mi gitsek almaya
***
- sen hic avokado yedin mi?
- yemedim o ne lan
- tropik meyve
- ben tam tropik olmusum zaten, birak allahaskina...
- kuskonmaz yedin mi?
- aa yemedim alsana, merak ediyordum
- tamam bir beyaz bir yesil, iki kavanoz
- al tabi cekinme, essek var burda ödüyor zaten
- öyle deme üzülüyorum
- birak yapma türkan soray
***
- tursu, tortilla, mayonez, maydanoz-dereotu-nane, terayagi...
- ne sayiyorsun bunlari
- bir mutfakta olmazsa olmazlar listesinden gecit töreni
- eksikse alalim
- alalim, dolabi dolu gördükce hayat doluyorum, doldur meyhaneciiiiiiiiiii......
- ne acelen var ya
- ya kalmiyor baget, aliyorlar hemen
- gecen gun sordum bunlara gunde kac kere baget cikariyorsunuz, saatini verin o saatte gelelim diye
- baska isin mi yok, baget saatini mi kovalicaz
- haytayiz nasil olsa
- eet maksadimiz guzel ve taze ekmek yemek
- al bak yine yok baget maget faget fagot
- ohhh shit...
- köy ekmegi yardiralim
- yardiralim, icine de antep peyniri... ince dilim... ohhhh
***
- meyveleri mumla parlatiyorlar
- ondan böyle parlak gözüküyor degil mi
- gecen sefer sordugumda bu ithal gelen elmalari disarda bole yapiyorlarmis, adam soyledi
- salliyordur
- elma, armut, sikma portakal... hadi bos durma
- sikma portakal olayina noktayi koyuyorum, artik ugrasamicam kes, sık, posayi temizle, sikma aletini temizle... bu ne lan
- eee napicaz, kis vitamini, mikrop, saglik...
- pfanner'in sikma portakali var hazir. gavur yapmis, yorma kendini
- kan portakaliiiiiiii
****
- meyva mi, meyve mi?
- makine mi? makina mi?
- le le le sakine niye gittin tütüne bence.
- arka reyonda kadini duydun mu?
- ne diyor?
- "eaaaaa şeyyyy bana bir peaaaşşşiun furuviiiiiii juysssss"
- ne diyor bu be
- passion fruit suyu istiyormus
- o ne lan
- pesin förüyenin suyu cikmaz, iade edilmez: meyve galiba, meyva da olabilir
- onu birak da sen bu lime'in kilosu ne zaman düsücek...
- düsmez o, daha cok beklersin... izmir'de 4 liraymis kilosu, izmir'e mi gitsek almaya
***
- sen hic avokado yedin mi?
- yemedim o ne lan
- tropik meyve
- ben tam tropik olmusum zaten, birak allahaskina...
- kuskonmaz yedin mi?
- aa yemedim alsana, merak ediyordum
- tamam bir beyaz bir yesil, iki kavanoz
- al tabi cekinme, essek var burda ödüyor zaten
- öyle deme üzülüyorum
- birak yapma türkan soray
***
- tursu, tortilla, mayonez, maydanoz-dereotu-nane, terayagi...
- ne sayiyorsun bunlari
- bir mutfakta olmazsa olmazlar listesinden gecit töreni
- eksikse alalim
- alalim, dolabi dolu gördükce hayat doluyorum, doldur meyhaneciiiiiiiiiii......
16 Mart 2010 Salı

...Yaşadığımız dünyanın bizlere anlatacak çok sırrı var.Sadece insan olmanın ne olduğunu anlamak bile zaman aldı..maddesel boyutun sonrasını ağ olarak tasvir ediyorum.aynı zamanda görüyorum...!ağların arası, renkli ki(chi) dediğimiz evrensel enerjiyle dolu.hatta bütün evren bu ağ ile kaplı..!Asıl insan olmanın nasıl bir şey olduğunu öğrendikten, görevimizi;sistemin aslında gerçek matrix olduğu ve her geçen gün....bugünkü hayatlarımız..uyanamayanlar için ne olduğunu açmak istiyorum.maddesel herşey bir titreşimin üzerinde yok oluyor .Hertarafı ağlar(web) sarıyor.vücud yok bilinç ve ruh kalıyor.Herşey birbiriyle bağlantıda..Hayat, sistemin sana senin ne olduğunu unutturmaya çalışması......eğer ağı keşfedersen, bu yaşatılan dünyanın yalan olduğu gerçeğinide doğal olarak görüyorsun ve maddeselliğin sadece basit bir boyutta kaldığı gerçeğine varan insan, bu dünyadaki işini bitirmiştir.çünkü dünyada maddesel boyutu yaşıyoruz. amacımız..yaşam ışığının, yaşam ağlarının, evrensel ağların FARKINA varmak ve vardırtmak..sistem sistematik olarak insanoğlunu insanlıktan çıkarıyor......insan daha ne oldum,olacam derken ,sistemin yanlış yönlendirmeleriyle, bu dünyaya neden geldiğini bilemeden yok oluyor..aslında insan alemde(evren) ne olduğunun farkına varsa ....pehh
söylemek istediğim,her insanın büyüüük hemde çook büyüüük bir gücü var..işte bu unutturuluyor...sistem,insanın yaratıcılığını çalıyor.....şu dünyada,tekrar bir düşün yaşadıklarını.....evrensel ağ bağlantısını bul......hayatın anlamı ve trick i.....
Sistem, ışığımızı söndürüyor ve ışığımızı bulamamamız için elinden geleni ardına koymadan uğraşıyor.Ne için yaşadığını birdaha düşün.!..Doğa sana en büyük yol gösterici,sesini ,nefesini,sevgini ve hayat ışığını kaybetme....! "
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

